Altında doğru destek–direnç bölgeleriXAU/USD işlemlerini uzun süredir yapanlar şunu fark eder: altın ince çizgilere değil, fiyat bölgelerine tepki verir. Birçok trader bu farkı gözden kaçırdığı için kaybeder.
Altında destek ve direnç, pip hassasiyetinde seviyeler değil; fiyatın durduğu, sert reddedildiği ya da kırılmadan önce biriktiği alanlardır. Yüksek volatilite nedeniyle ince çizgilerle işlem yapmak çoğu zaman stoplanmayla sonuçlanır.
Bu yüzden destek ve direnci her zaman bölge olarak ele alırım.
Sebep basit: altın belirsizliği affetmez. Yanlış bölge erken girişe, dar stoplara ve erken çıkışlara yol açar. Kararlarımın büyük kısmı destek–dirençten başlar.
Her zaman H4 veya D1’den başlarım. M15’te ilk kez bölge çizmem çünkü bağlam yoksa sadece gürültü vardır. Büyük zaman dilimleri kurumsal paranın izini gösterir.
Sadece fiyatın birkaç kez güçlü tepki verdiği bölgeleri tutarım. Tek temas yeterli değildir.
Ayrıca yapı, breakout–retest, EMA ve FVG ile örtüşen bölgeleri önceliklendiririm. Altında confluence çok önemlidir.
Özetle, altın işlemleri araç sayısıyla değil, piyasanın neyi hatırladığını anlamakla ilgilidir. Altın en çok güçlü tepki verdiği fiyat bölgelerini hatırlar.
Sen destek–direnci çizgi mi, bölge mi olarak çiziyorsun?
Emtialar
Altın işlemlerinde hangi timeframe yeterlidir?XAU/USD işlemlerinde bana en sık sorulan soru şudur: H1 mi, H4 mü, M15 mi?
Kısa cevabım: en iyi timeframe yoktur, sadece sana uygun olan vardır. Yedi yılı aşkın altın tecrübemden sonra şunu fark ettim: çoğu kayıp yanlış analizden değil, yanlış timeframe seçiminden kaynaklanır.
Timeframe doğruyu yanlışı belirlemez; gürültü seviyesini, tepki hızını ve disiplinini belirler. Altın gibi volatil bir piyasada yanlış timeframe erken girişlere ve overtrading’e yol açar.
Tek bir timeframe seçecek olsam H4 olurdu. Gürültüyü iyi filtreler, trendi net gösterir. Trend, yapı ve önemli bölgeler için H4 kullanırım. Yeni başlayanlar için sağlam bir temeldir.
H1 karar timeframe’idir. Geri çekilmeleri ve fiyat tepkilerini izlerim. H4’ten hızlı ama hâlâ dengelidir.
M15 risklidir. Gürültü fazladır, fake hareketler çoktur. Sadece net trend varken giriş zamanlaması için kullanırım.
Benim sistemim: H4 yön, H1 yapı, M15 yalnızca timing. Sürekli timeframe değiştirmem.
Sonuç: Kendine uygun timeframe’i seç. Yeni başlayanlar H4–H1, deneyimliler M15’i seçici kullanmalı. Sabırsızsan M15’ten uzak dur.
Altında Fair Value Gap (FVG) nasıl çalışır?Herkese merhaba,
Eğer Fair Value Gap’in en net ve güvenilir şekilde çalıştığı bir piyasa seçecek olsam, bu benim için altın (XAU/USD) olurdu. Bunun nedeni altının daha kolay işlem yapılabilmesi değil, altın piyasasındaki sermaye akışının FVG’lerin sıkça oluşmasına ve doğru şekilde test edilmesine imkân tanımasıdır.
Temel olarak Fair Value Gap, fiyatın kısa bir süre içinde çok hızlı hareket etmesi sonucu alıcılar ile satıcılar arasında bir dengesizlik oluştuğunda ortaya çıkar. Grafikte bu durum, ardışık üç mum arasında oluşan bir fiyat boşluğu olarak görülür; yani piyasanın iki yönlü işlem yapmadığı bir alan. FVG bir giriş sinyali değil, büyük oyuncuların aceleci hamlelerinin bıraktığı bir izdir.
Altında bu durum, birçok Forex paritesine kıyasla daha sık ve daha net görülür. Bunun ilk nedeni, altının ekonomik haberler ve küresel risk algısına son derece güçlü tepki vermesidir. Faiz oranları, jeopolitik gelişmeler veya enflasyonla ilgili tek bir haber bile fiyatın çok kısa sürede onlarca hatta yüzlerce pip hareket etmesine neden olabilir. Bu tür sert hareketler genellikle temiz FVG’ler bırakır ve piyasa ana trendine devam etmeden önce bu dengesizlik bölgelerini tekrar test etme eğilimindedir.
İkinci neden ise altındaki sermaye akışının yoğun ve organize olmasıdır. Altın, merkez bankaları, büyük fonlar ve finansal kurumlar tarafından yoğun şekilde işlem gören bir güvenli liman varlığıdır. Bu oyuncular piyasaya girdiğinde, sahip oldukları hacim fiyatı hızlıca hareket ettirir ve net FVG’ler oluşturur. Aynı zamanda, daha makul fiyat seviyelerinde pozisyonlarını yeniden biriktirme eğiliminde oldukları için bu FVG bölgeleri genellikle piyasa tarafından ciddiye alınır.
Buna karşılık, birçok Forex paritesi – özellikle çapraz pariteler – daha gürültülü hareket eder. FVG’ler çok hızlı doldurulabilir ya da belirgin bir tepki olmadan aşılabilir. Bunun nedeni, sermaye akışının daha dağınık olması ve aynı anda birden fazla makroekonomik faktörün etkili olmasıdır. Bu yüzden FVG Forex’te de kullanılabilir, ancak tutarlılığı genellikle altına kıyasla daha düşüktür.
Gerçek işlem pratiğinde FVG’yi hiçbir zaman tek başına kullanmam. Altında FVG, trend yapısı, destek-direnç bölgeleri veya önemli Fibonacci seviyeleriyle (50% – 61.8%) örtüştüğünde en iyi sonucu verir. Yükselen bir trendde, boğa FVG oluştuğunda, fiyatın tepe noktasından kovalamak yerine bu bölgeye geri çekilmesini sabırla bekler ve tepkisini gözlemlerim. Düşen trendde ise FVG, fiyat davranışıyla teyit edildiğinde oldukça iyi bir satış bölgesi hâline gelir.
Özetle, FVG’nin altında iyi çalışmasının nedeni aracın kendisinin daha güçlü olması değil, altının volatilitesi, haberlere verdiği tepkiler ve sermaye akış yapısının bu dengesizlikleri net bir şekilde oluşturup tekrar test etmesidir. FVG’yi bir giriş noktası olarak değil, teyit beklenen bir bölge olarak kullandığınızda, işlem sisteminizde son derece değerli bir araç hâline gelir.
Peki ya siz? Altında FVG’yi “sihirli bir giriş noktası” olarak mı kullanıyorsunuz, yoksa sadece sermaye akışını okumak için bir ipucu olarak mı görüyorsunuz?
EMA: Ne Zaman İşlem YapILMAMALIÇoğu trader EMA’yı bir sinyal aracı olarak görür. Fiyat EMA’ya dokunduğunda alış arar, aşağı kırdığında satış düşünür. Bu yaklaşım yaygın ve pratiktir; ancak tam da bu nedenle EMA’nın en önemli işlevi göz ardı edilir: yapılmaması gereken işlemleri elemek.
Gerçekte, birçok kayıp işlem yanlış teknik girişten değil, piyasa durumunun yanlış okunmasından kaynaklanır. Güçlü bir yükselişten sonra fiyat genellikle yavaşlar, bant daralır ve mumlar kararsızlaşır. “Fiyat çok yükseldi” hissi doğal olarak ortaya çıkar. Ancak EMA yukarı eğimini koruyor ve fiyat onun altına itilmemişse, piyasa sadece dinleniyor ve güç topluyordur; trend reddedilmiş değildir. Bu aşamada EMA bir alım ya da satım sinyali vermez, sadece karşı yönde işlem yapmanın henüz doğru olmadığını söyler.
Tersine, EMA aşağı eğimli olduğunda ve fiyat sürekli altında kaldığında piyasa düşüş trendindedir. EMA’ya doğru gelen tepki hareketleri mantıklı görünebilir: daha net yeşil mumlar, düzenli düzeltmeler, hatta haber desteği. Ancak fiyat EMA’nın üzerinde kalıcı olamıyorsa, bu hareketler yalnızca düşüş trendi içindeki düzeltmelerdir, bir yapı değişimi değildir. EMA burada piyasanın kabul sınırı olarak çalışır ve alıcıların ana trendi tersine çevirecek güce henüz sahip olmadığını gösterir.
EMA’nın en büyük değeri, piyasanın trendsiz olduğu dönemlerde ortaya çıkar. EMA yataydır, fiyat sürekli keser, sinyaller fazladır ama verim düşüktür. Bu durumda EMA sizi daha iyi bir girişe değil, piyasada avantaj olmadığını fark etmeye yönlendirir. Ve bazen piyasadan uzak durmak, en zor ama en doğru karardır.
EMA geleceği tahmin etmez ve kâr vaat etmez. Sadece çok önemli bir soruya cevap verir: piyasa şu anda hangi yönü kabul ediyor ve siz yanlış tarafta mısınız? Bu şekilde anlaşıldığında EMA, daha fazla işlem yapmak için değil, disiplini korumak, duygusal işlemlerden kaçınmak ve yalnızca uygun koşullarda piyasaya girmek için kullanılan bir filtreye dönüşür.
Haber Bazlı Altın İşlem Stratejisi (News Trading)Herkese merhaba, altın söz konusu olduğunda ekonomik haberler kadar hızlı ve güçlü etki eden başka bir unsur yoktur. CPI, NFP ya da Fed faiz kararları gibi veriler, altın fiyatında yalnızca birkaç dakika içinde çok sert hareketlere neden olabilir ve doğru zamanda tepki verebilenler için hızlı kazanç fırsatları yaratır. Örneğin, beklentilerin üzerinde gelen bir CPI verisi altını yukarı taşıyabilirken, güçlü bir NFP raporu fiyatın anında düşmesine yol açabilir.
Bu fırsatlardan yararlanmak için öncelikle her veri türünün etkisini doğru anlamak gerekir. Yüksek CPI artan enflasyona işaret eder ve altın genellikle enflasyona karşı korunma aracı olarak yükselir; düşük CPI doları güçlendirir ve altını baskılar. Güçlü NFP, ABD ekonomisinin sağlam olduğunu gösterir, doları güçlendirir ve altını düşürür; zayıf NFP ise doların zayıflamasına ve altının yükselmesine zemin hazırlar. Faiz kararları da kritik önemdedir: faiz artırımı → güçlü dolar, zayıf altın; faiz indirimi → zayıf dolar, güçlü altın.
Temel strateji, verinin açıklandığı anda işlem yapmaktır. Sonuç beklentilerden belirgin şekilde saparsa, altının tepkisi genellikle güçlü olur: yüksek CPI veya zayıf NFP → alış; güçlü NFP veya düşük CPI → satış. Burada en önemli unsurlar hız ve sıkı risk yönetimidir.
TradingView üzerindeki Economic Calendar, önemli veri açıklamalarını takip etmek için güçlü bir araçtır. Haber öncesinde piyasa beklentileri belirlenmeli ve alım-satım senaryoları hazırlanmalıdır. Haber sonrası ise fiyat tepkisine göre işlem açılmalı ve mutlaka Stop Loss kullanılmalıdır: alışta destek altına, satışta direnç üstüne, işlem başına yalnızca %1–2 risk alınmalıdır.
Bu stratejiyi cazip kılan unsurlar; yüksek volatilite, haber şoklarından doğan fırsatlar ve işlemlerin kolayca açılıp kapatılmasını sağlayan yüksek likiditedir. Doğru hazırlık yapanlar bu ani hareketlerden faydalanabilirken, hazırlıksız olanlar volatiliteye kapılabilir.
Sonuç olarak, haber bazlı altın işlemleri son derece güçlü bir stratejidir; ancak yalnızca doğru zamanlama, disiplinli risk yönetimi ve ekonomik takvimin yakından takibiyle etkili olur.
Her güçlü haberle birlikte altının ritmini yakalamaya hazır mısın?
Fiyat Keşfinde Altın: Eski İşlem Mantığı Neden İşe YaramazÇoğu trader, altını alışık olduğu fiyat bölgelerinde işlemeye alışmıştır. Bu bölgelerde piyasanın bir geçmişi vardır: net destek ve dirençler, önceki zirveler ve dipler, beklentileri sabitleyen bir “fiyat hafızası”. Her hareket, daha önce yaşanmış bir şeye referansla değerlendirilir.
Ancak altının tüm bu bilinen seviyelerin ötesine geçtiği dönemler vardır. Önünde hiçbir tarihsel referans yoktur, önyargıyı sabitleyecek tanıdık bir bölge yoktur. Bu noktada piyasa farklı bir duruma geçer — fiyat keşfi (price discovery) .
Ve tam da bu aşamada, trend yüzeyde “çok net” görünse bile birçok trader para kaybetmeye başlar.
Fiyat keşfi sadece güçlü bir yükseliş değildir
Birçok kişi fiyat keşfini basit bir kırılım olarak görür. Oysa kırılım sadece kapının açıldığı andır. Fiyat keşfi, o kapının ötesindeki yolculuktur — piyasanın tamamen yeni bir alana girdiği süreçtir.
Bu durumda alışılmış referans noktaları anlamını yitirir. Net bir direnç yoktur, daha önce test edilmiş bir bölge yoktur, fiyatın pahalı mı ucuz mu olduğunu söyleyen “güvenli” bir seviye yoktur.
Fiyat artık geçmişe tepki vermez. Yeni bir denge arar — piyasanın kabul edip etmeyeceğini test ettiği bir seviye.
Fiyat keşfinde gerçekten ne değişir
En büyük değişim fiyatın hızı değil, sermayenin piyasaya nasıl katıldığıdır.
Tanıdık yatay alanlarda trader’lar seviyelere tepki verir: destekte alır, dirençte satar. Beklentiler geçmişe dayanır.
Fiyat keşfinde ise büyük sermaye dokunuşlara tepki vermez. Pozisyon alır. Kararlar, fiyatın yüksek ya da düşük hissettirmesine göre değil, piyasanın yeni fiyat bölgesini kabul edip etmemesine göre verilir.
Bu yüzden bu fazdaki kazançlar, dip ya da tepeyi tam yakalamaktan değil; piyasa reddetmediği sürece pozisyonu taşıyabilme becerisinden gelir.
Bu nedenle birçok trader:
– trendi doğru tespit eder
– çok erken çıkar
– ya da fiyat “çok yüksek hissettirdiği” için sürekli trende karşı satış yapar
Fiyat keşfindeki en yaygın hata
Sorun teknik analiz değil, riskin yanlış değerlendirilmesidir.
Birçok trader riski, fiyatın ne kadar yol aldığıyla ölçer: ne kadar yükseldiği, eski tabandan ne kadar uzaklaştığı, ne kadar “yüksek” göründüğü. Fiyat keşfinde bu mantık geçerliliğini yitirir.
Yüksek fiyat, yüksek risk demek değildir.
Gerçek risk, piyasa yeni fiyat seviyesini reddetmeye başladığında ortaya çıkar — ki bu, bu aşamada çoğu zaman henüz gerçekleşmemiştir.
Eski mantığı yeni bir piyasa rejimine uygulamak, birçok trader’ı baskın sermaye akışlarının yanlış tarafına iter.
Piyasa aslında neyi test ediyor?
Bu aşamada piyasanın sorduğu soru şudur: “Fiyat daha ne kadar yükselebilir?”
Asıl soru ise: “Bu fiyat seviyesi kabul ediliyor mu?”
Eğer kabul ediliyorsa, fiyat genişlemeye devam eder.
Eğer reddediliyorsa, piyasa hızlı ve sert şekilde önceki bölgelere dönebilir.
Birçok trader trendi kaçırdığı için değil, yanlış soruya cevap verdiği için kaybeder.
Fiyat keşfinde doğru yaklaşım
Bu fazda işlem yapmak artık “mükemmel” giriş aramak değildir. Odak noktası şunlara kayar:
– sabır
– pozisyon yönetimi
– hedef tahmini yerine fiyat tepkisini okumak
Sadece fiyat yüksek görünüyor diye harekete karşı satış yaparak akıllı görünmeye çalışanlar genellikle oyundan erken düşer. Fiyatın nereye kadar gideceğini bilmediğini kabul eden; ancak piyasanın henüz reddetmediğini net biçimde anlayanlar ise trendle yeterince uzun süre kalabilir.
Altın fiyat keşfine girdiğinde soru artık “Altın ne kadar daha yükselebilir?” değildir.
Soru şuna dönüşür: “Bu fiyat seviyesi henüz reddedildi mi?”
Eğer cevap hâlâ HAYIR ise, geri kalan her şey sadece kişisel görüştür.
Yanlışlıktan Değil, Aşırı Analizden KaybedersinSorunun piyasayı anlamaman değil.
Aslında kaybeden trader’ların çoğu piyasayı oldukça iyi anlar. Trendin ne olduğunu bilirler, kilit seviyelerin nerede olduğunu görürler ve yapının hangi yöne eğildiğini fark ederler. Ancak karar verme anı geldiğinde, bu avantajı çok tanıdık bir şeyle sabote ederler: biraz daha analiz.
Başta her şey nettir. Grafik basit bir hikâye anlatır.
Sonra şüphe başlar. Başka bir zaman dilimine geçersin. Yeni bir bölge eklersin. Bir araç daha koyarsın. Piyasa istediği için değil, kararın riskini kabul etmeye hazır olmadığın için. Ve her ek analiz katmanında, kesinlik kazanmazsın — yeni bir hikâye yaratırsın.
Birçok trader’ın kaçırdığı kilit nokta şudur:
piyasa değişmedi — değişen senin kafandaki hikâyedir.
Aşırı analiz yaptığında artık piyasayı okumazsın; kendinle pazarlık yaparsın. Bir zaman dilimi al der, diğeri bekle der. Bir seviye geçerli görünür, diğeri bir anda tehlikeli olur. Sonunda iyi bir fırsat aramazsın — kararını ertelemek ya da tersine çevirmek için nedenler ararsın. Ve işleme girdiğinde ya geç kalmışsındır ya da inancın yoktur.
Aşırı analiz, bilginin ağırlığını hissetme yeteneğini de yok eder.
Grafikteki her veri eşit değerde değildir. Doğru bağlamdaki bir fiyat seviyesi, on küçük sinyalden daha değerlidir. Ancak her şey işaretlendiğinde, her şey “önemli” görünür ve gerçekten risk almaya değer olanı ayırt edemezsin. Piyasa liste değil, öncelik ister.
Rahatsız edici bir gerçek var:
Birçok trader meraktan değil, bağlanmaktan korktuğu için fazla analiz yapar. Yanlış olmaktan korkarlar, bu yüzden daha fazla onay ararlar. Ama piyasa en çok onayı olan trader’ı ödüllendirmez. Doğru yerde riski kabul edeni ödüllendirir. Analizle kararı her ertelediğinde, o yerden biraz daha uzaklaşırsın.
Daha iyi trade etmeye ancak şunu fark ettiğimde başladım:
analiz, kararı kesinleştirmek için değil, mantıklı kılmak içindir.
O noktadan sonra önemli olan disiplin ve sonucu kabullenmektir. Piyasa senden %100 haklı olmanı istemez. Sadece kendi yapını bozmamanı ister.
Eğer sık sık «yönü doğru ama sonucu yanlış» hissediyorsan, analizi azaltmayı dene. Piyasayı basitleştirmek için değil, gerçekten önemli olanı netleştirmek için. Resim zaten netken detay eklemek onu güzelleştirmez — seni sadece tereddütte bırakır.
Ve trading’de tereddüt, çoğu zaman yanılmaktan daha pahalıdır.
Boğa piyasası nedir ve ayı piyasası nedir?Trading dünyasında herkesin daha önce duyduğu, ancak çok az kişinin gerçekten doğru şekilde anladığı kavramlar vardır. “ Boğa piyasası ” ve “ ayı piyasası ” bunlardan ikisidir. Birçok trader bu terimleri her gün kullanır, ancak çoğu zaman onlara aşırı basit anlamlar yükler: boğa almak demektir, ayı satmak demektir. Oysa gerçekte bu iki kavramın arkasında piyasanın nasıl çalıştığı, sermaye akışlarının nasıl düşündüğü ve trader’ların nasıl pozisyon aldığı yatmaktadır.
Boğa piyasası nedir?
Boğa piyasası (bulls), fiyatların yükseleceğini öngörenleri temsil eder. Ancak boğa piyasası yalnızca “alım yapmak” anlamına gelmez. Boğa piyasasının özü, mevcut fiyatın gelecekteki değerinin altında olduğu ve piyasanın yükselişini sürdürmek için yeterli momentuma sahip olduğu inancına dayanır.
Boğa piyasası genellikle şu durumlarda ortaya çıkar:
• Fiyat yapısı, yükseliş trendinin korunduğunu gösterdiğinde
• Alım baskısı düzeltme hareketlerini aktif şekilde kontrol ettiğinde
• Piyasa, haberlere veya yeni sermaye girişlerine olumlu tepki verdiğinde
Daha da önemlisi, güçlü bir boğa piyasasının fiyatın hızlı yükselmesine ihtiyacı yoktur. Aranan şey; düzenli bir yükseliş, sağlıklı molalar ve yükselişi sürdürmek için net destek bölgeleridir.
Ayı piyasası nedir?
Ayı piyasası (bears), fiyatların düşeceğini öngörenleri ifade eder. Ancak boğa piyasasında olduğu gibi, ayı piyasası da yalnızca satış yapmak anlamına gelmez. Ayı piyasasının özü, mevcut fiyatın gerçek değerinin üzerinde olduğu ve satış baskısının zamanla baskın hale geleceği inancına dayanır.
Ayı piyasası genellikle şu durumlarda güç kazanır:
• Yükseliş trendi zayıflamaya başladığında veya kırıldığında
• Fiyat, iyi haberlere artık olumlu tepki vermediğinde
• Her yükseliş denemesi net bir satış baskısıyla karşılaştığında
Ayıların hâkim olduğu bir piyasa her zaman sert şekilde düşmek zorunda değildir. Bazen sadece zayıf, uzun süren ancak fazla mesafe kat edemeyen tepki yükselişleri şeklinde kendini gösterir.
Piyasa ne zaman boğa ya da ayı tarafına yönelir?
Piyasa hiçbir zaman tek bir tarafta sabit kalmaz. Sürekli olarak değişir. Boğaların kontrolü ele aldığı dönemler olduğu gibi, ayıların baskın olduğu zamanlar da vardır; hatta bazı anlarda hiçbir taraf gerçekten güçlü değildir.
Profesyonel trader’lar hangi tarafın haklı olduğunu tahmin etmeye çalışmaz. Bunun yerine şunları gözlemlerler:
• Ana hareketi hangi tarafın kontrol ettiği
• Zamanla hangi tarafın daha zayıf tepkiler verdiği
• Fiyatın desteğe mi yoksa dirence mi daha fazla saygı gösterdiği
Kontrolün kimde olduğunu gösteren şey, kişisel duygular değil, bu fiyat tepkileridir.
Boğa ve ayı piyasaları hakkında yapılan yaygın hatalar
Birçok trader bir “taraf seçmesi” ve o tarafa sadık kalması gerektiğini düşünür. Oysa piyasa sadakat talep etmez. Piyasanın istediği tek şey uyum sağlamaktır.
Bugünün boğaları yarının ayıları olabilir. İyi bir trader, veriler değiştiğinde bakış açısını değiştirebilen; eski bir görüşü savunmakta ısrar etmeyen kişidir.
Hızlı Fiyat ile Güçlü Fiyat Arasındaki FarkHer hızlı yükseliş güvenilir değildir.
Ve her yavaş yükseliş de zayıf değildir.
Trader’ların en sık yaptığı hatalardan biri, hızı güçle karıştırmaktır. Fiyat hızla hareket ettiğinde — uzun mumlar, net kırılımlar, sert momentum — trendin güçlü olduğu varsayılır. Fiyat yavaş ilerlediğinde, sık geri çekilmeler ve kararsız yapı görüldüğünde ise hemen zayıf olarak etiketlenir. Oysa grafikte hızlı fiyat ile güçlü fiyat tamamen farklı kavramlardır.
Hızlı fiyat kolayca fark edilir: art arda gelen büyük gövdeli mumlar, neredeyse hiç düzeltme olmaması, kısa sürede sert bir hareket ve “şimdi girmezsem kaçırırım” hissi. Bu tür hareketler genellikle bir dengesizlik, haber akışı ya da zorunlu emirlerin tetiklenmesiyle ortaya çıkan ani bir güç boşalmasıdır. Fiyat hızla gider, ancak bir temel oluşturmadan gider.
Hızlı fiyatın sorunu, birikim süresinin ve kabul edilmiş fiyat bölgelerinin olmamasıdır. Anlık güç tükendiğinde, fiyat kolayca yorulur, sert geri çekilir ve geç giren trader’ları tuzağa düşürür. Hızlı fiyat yanlış değildir, ancak hata payı çok düşüktür.
Güçlü fiyat ise çok daha az çekici görünür. Yavaş yükselir, sık sık geri çekilir ve önceki bölgeleri defalarca test eder. Mumlar estetik değildir, hatta bazen “çirkin” görünür ve sanki yapı bozulacakmış hissi verir — ama bozulmaz. Her adım test edilir ve kabul edilir. Her geri çekilme zayıf pozisyonları eler, her korunan seviye trendi güçlendirir.
Güçlü fiyatın temel özelliği şudur: hata yapmaya izin verir. Trader daha geç girebilir, gürültüye dayanabilir, sarsılır ama hemen oyundan düşmez. Bu tür trendler genellikle hızlarıyla değil, temelleriyle uzun yol alır.
Trader’lar hızlı fiyatı sever çünkü güven hissi verir. Uzun mumlar “doğru” görünür, az geri çekilme kimsenin satmadığı izlenimini yaratır. Ancak bu bir histir, yapı değil. Çoğu zaman hızlı fiyat, riski geç girenlere aktarmanın bir yoludur.
Güçlü fiyat ise rahatsız edici olduğu için küçümsenir. Çok fazla geri çekilme, hızlı kazanç yoktur ve trader kendi analizinden şüphe etmeye başlar. Oysa bu geri çekilmeler fiyat kabulünün göstergesidir. Fiyat bir bölgede zaman geçiriyorsa, orada işlem yapmaya istekli yeterli katılımcı vardır. Ve bu katılım olmadan hiçbir trend sürdürülemez.
“Fiyat hızlı mı yavaş mı?” diye sormak yerine şunları sorun:
Her geri çekilmeden sonra fiyat tutuluyor mu?
Geçilen bölgeler tekrar test edilip savunuluyor mu?
Bu hareket bir yapı mı bırakıyor, yoksa sadece mumlar mı?
Hızlı fiyat az iz bırakır ama çok gürültülüdür.
Güçlü fiyat ise çok iz bırakır — sessizce.
Ne zaman işlem yapılmalı — ne zaman piyasadan uzak durulmalıHerkese merhaba,
Piyasaya yaklaşımımda trading’i fiyat hareketlerine verilen ani bir tepki olarak değil, belirli koşullara dayanan, yapılandırılmış bir karar alma süreci olarak ele alırım. Piyasa sürekli aktiftir; ancak bu sürekli hareketlilik, tek başına değerlendirilebilir fırsatlar yaratmaz. Net koşullar olmadan hareket etmek, hareket ile avantajı birbirine karıştırmak anlamına gelir.
Bu nedenle her karar süreci genel bağlamın analiz edilmesiyle başlar. Yalnızca piyasa yapısı tutarlı olduğunda, fiyat dinamikleri okunabilir olduğunda ve ortam riskin net bir şekilde değerlendirilmesine izin verdiğinde müdahaleyi düşünürüm. Piyasa istikrarsızlaştığında, parçalı hale geldiğinde ya da gürültünün hâkim olduğu dönemlerde yapılan her girişim, kararın kalitesini kaçınılmaz olarak zayıflatır. Bu durumlarda piyasadan uzak durmak pasiflik değil, korumaya yönelik rasyonel bir eylemdir.
Bağlam doğrulandıktan sonra mutlak öncelik risk yönetimi olur. Olası getiriyi değerlendirmeden önce, senaryomun geçersiz sayılacağı noktayı kesin olarak belirleyebilmeliyim. Bu bilgi olmadan hiçbir işlem gerekçelendirilemez. Stop-loss, duygusal bir koruma aracı değil, karar alma mantığının temel bir unsurudur. Risk net ve sınırlı olduğunda, işlemin sonucu umut değil, olasılıklar meselesi haline gelir.
Buna rağmen, teknik olarak elverişli bir ortamda bile, karar sağlıksız bir zihinsel durumda alındığında kırılgan kalır. Piyasa, analiz hatasından çok, duygusal baskı altında yapılan uygulama hatasını cezalandırır. Acele, fırsatı kaçırma korkusu ya da önceki bir kaybı telafi etme isteğiyle alınan her karar, sürecin bütünlüğünü anında bozar. Bu koşullarda işlem yapmamak, disiplinli bir yönetimle uyumlu tek doğru karardır.
İşte bu nedenle müdahale etmeme becerisini merkezi bir yetkinlik olarak görürüm. Çoğu zaman piyasa, net bir avantaj sunan bir yapı vermez. Sürekli pozisyonda olmak ne bir zorunluluktur ne de bir hedeftir. Sermayeyi korumak, zihinsel berraklığı sürdürmek ve karar disiplinini muhafaza etmek, sürdürülebilir performansın ön koşuludur.
Sonuç olarak, ne zaman işlem yapılacağını ve ne zaman piyasadan uzak durulacağını bilmek teknik bir mesele değil, bir zihniyet çerçevesidir. Eylem yalnızca gerçekten elverişli bağlamlarla sınırlandırıldığında ve işlem yapmamak stratejik bir seçenek olarak benimsendiğinde, trading kısa vadeli sonuçların peşinden koşmak olmaktan çıkar; kontrollü bir risk yönetimi sürecine dönüşür. Bu noktada uzun vadeli performans ne rastlantısaldır ne de duygusaldır; mantıklı bir temele dayanır.
Bol kazançlı işlemler dilerim!
Dow Teorisi – Piyasa Trendini Okumada RehberinizHerkese merhaba,
Fibonacci, trend çizgileri veya Price Action size iyi giriş noktaları bulmada yardımcı oluyorsa, piyasanın gerçekten nasıl hareket ettiğini anlamak için Dow Teorisi kadar temel ve güvenilir bir yaklaşım yoktur. Bu teori, uygulanması zor akademik bir kavram değil; aksine günümüzde kullanılan trend takipli stratejilerin çoğunun arkasındaki temel yapı taşıdır.
Forex, altın, hisse senetleri ya da kripto para işlemleri yapıyor olmanız fark etmez; temel soru her zaman aynıdır: Piyasa yükseliyor mu, düşüyor mu, yoksa sadece geçici bir düzeltme mi yapıyor? Bu soruya net bir cevap veremiyorsanız, diğer tüm teknik analizler anlamını yitirir. Dow Teorisi tam da bu noktada devreye girerek yatırımcılara trendi okuma ve doğru kararlar alma konusunda yol gösterir.
Dow Teorisinin İşlem Stratejilerinde Kullanımı
Dow Teorisini uygularken önemli olan kuralları ezberlemek değil, gerçek piyasa hareketlerini okuyup bunları aksiyona dönüştürebilmektir. EMA ve MACD gibi araçlarla birlikte kullanıldığında piyasanın resmi çok daha net hale gelir: EMA fiyatın yönünü ve momentumunu gösterirken, MACD olası trend dönüşlerine dair erken uyarılar sunar.
Örneğin, fiyat yükseliş trendindeyken EMA’lar yukarı yönlüyse ve MACD’de pozitif bir kesişim ya da uyumsuzluk görülüyorsa, bu trend yönünde pozisyon almak için güçlü bir sinyal olabilir. Aynı zamanda Omuz-Baş-Omuz ya da Double Top/Bottom gibi formasyonları takip etmek, piyasanın yön değiştirmeye hazırlandığı anları fark etmenizi ve kısa vadeli tuzaklardan kaçınmanızı sağlar.
Elbette tüm bu araçlar ancak sıkı risk yönetimiyle anlam kazanır: fiyat yapısına göre stop-loss belirlemek ve her işlemde sermayenin küçük bir kısmını riske atmak gerekir. Dow Teorisi bize trendin, açık bir dönüş sinyali görülene kadar devam ettiğini hatırlatır; bu yüzden birkaç ters mum yüzünden piyasaya karşı gelmek doğru değildir.
Bu prensibi kavradığınızda grafik okumak, trendi belirlemek ve para akışıyla birlikte işlem yapmak çok daha doğal ve isabetli hale gelir. Daha da önemlisi, ne zaman piyasadan uzak durmanız gerektiğini ve ne zaman fırsatları değerlendirmeniz gerektiğini net biçimde bilirsiniz.
Bu nedenle Dow Teorisi, Forex’ten altına, hisselerden kripto paralara kadar trend odaklı işlem yapmak isteyen her trader için sağlam bir temeldir. Peki siz, Dow ile piyasanın ritmini yakalamaya ve her dalgadan faydalanmaya hazır mısınız?
Ticaret Psikolojisi: Başarılı Bir Trader Olmanın SırlarıTicaret psikolojisi, finans piyasalarında başarıya ulaşmak isteyen her trader için kritik bir faktördür. Mükemmel bir stratejiye sahip olabilirsiniz, ancak duygularınızı kontrol edemezseniz, uzun vadede istikrarlı kazanç elde etmeniz neredeyse imkânsızdır.
1. Ticaret psikolojisi nedir?
Ticaret psikolojisi, işlem yaparken sizi yönlendiren duygular, düşünceler ve kararlarınızın toplamıdır. Bu, yalnızca işlem kararlarını değil, aynı zamanda risk yönetiminizi, pozisyon açma ve kapatma davranışlarınızı da etkiler.
Kontrolü kaybettiğinizde; korku, açgözlülük, sabırsızlık veya aşırı özgüven gibi duygular sizi yanlış kararlara sürükleyebilir.
2. Neden önemlidir?
Karar alma süreci: İyi bir trader sadece strateji sahibi değildir, aynı zamanda duygularını yönetebilir. Aşırı kazanç hırsı pozisyon büyüklüğünü artırarak riski de artırır.
Risk yönetimi: Piyasaya karşı inat etmek, zararı kabul etmemek genellikle daha büyük kayıplara yol açar.
Özgüven: Olumlu bir psikoloji, kayıplardan sonra bile stratejiye sadık kalmanızı sağlar.
3. Başlıca psikolojik tuzaklar
Korku: Kaybetme korkusu fırsatları kaçırmanıza neden olur.
Açgözlülük: Gerçekçi olmayan beklentiler oluşturur ve fazla risk aldırır.
Sabırsızlık: Piyasayı beklemeden işlem açmak, plansız hatalara yol açar.
Aşırı özgüven: Disiplini kaybettirir, risk yönetimini zayıflatır.
4. Duygularınızı nasıl kontrol edebilirsiniz?
Her işlemden önce net bir plan oluşturun: hedef, zarar durdurma ve kâr alma noktalarını belirleyin.
Disiplinli olun, duygularınıza değil planınıza güvenin.
Sürece odaklanın, sonuca değil — doğru stratejiyi izlediğinizde kazanç kendiliğinden gelir.
Her zaman makul risk oranı koruyun; büyük riskler psikolojinizi bozar.
Unutmayın, piyasayı kazanmak istiyorsanız önce kendinizi yönetmeyi öğrenmelisiniz.
Piyasa Düşerken – Smart Money Sessizce Pozisyon TopluyorFiyat asla rastgele hareket etmez. Her yükseliş veya düşüş, büyük sermayenin, planlı hareketlerin ve küçük trader’ların sağladığı likiditenin sonucudur. Smart Money Concept (SMC) bir trend tahmin aracı değil; para akışını okumak, fiyat hareketlerinin ardındaki mantığı ve piyasa psikolojisini anlamak sanatıdır.
Stop-loss koyduğunuzda sermayenizi koruduğunuzu düşünebilirsiniz, fakat aslında Smart Money’ye pozisyon biriktirme ve genişletme için yakıt sağlıyorsunuz, emirleriniz piyasayı hareket ettirmek için fırsat oluyor.
Piyasa Algoritması – 3 Temel Adım
1. BoS – Yapı Kırılması (Break of Structure)
Mevcut trend gücünü kaybettiğinde fiyat, yükselen trendde dipleri, düşen trendde tepeleri kırar.
Bu, küçük trader’ların zayıfladığını ve sonraki adım için gereken likiditenin ortaya çıktığını gösterir.
Smart Money, bu kırılmayı stop-loss ve bekleyen emirleri toplamak için kullanır, birikime hazırlanır.
2. ChoCh – Karakter Değişimi (Change of Character)
BoS sonrası, piyasa kontrol değiştirir: satış gücü azalır, alıcılar belirir.
Bu hareket büyük olmasa da para akışında temel bir değişimi işaret eder.
Smart Money, çoğu trader’ın fark etmediği bu dönemde gizlice pozisyon biriktirir, patlamaya hazırlanır.
Order Flow, hacim ve gizli limit emirleri, para akışının nerede beklediğine dair çok değerli sinyaller sağlar.
3. Order Block – Smart Money’nin Kalan Emir Alanları
Order Block, Smart Money’nin güçlü bir şekilde dahil olduğu ancak pozisyonlarını tamamen serbest bırakmadığı fiyat alanlarıdır.
Fiyat, genellikle trend devam etmeden önce bu alanı retest eder.
Order Block’u görmek, likidite haritasını okumak ve Smart Money’nin pozisyonları nerede genişletmek veya dağıtmak istediğini anlamak demektir.
Bu noktada fiyat güçlü tepki verir, ancak küçük trader’lar çoğu zaman fırsatı fark etmez veya yanlış yönde pozisyona girer.
Piyasa Psikolojisi – Smart Money’nin Gücü
Smart Money duyguları takip etmez; topluluk psikolojisini kullanır:
Fear (Korku): Trader’lar erken çıkar, ucuz likidite sağlar.
Greed (Açgözlülük): Trader’lar FOMO ile girer, sahte zirveler oluşur ve dağıtım yapılır.
Hope (Umut): Trader’lar fiyat ters döndüğünde pozisyonu tutar, Smart Money planına göre dönüş fırsatı bulur.
Piyasaya İki Bakış – Topluluk vs Smart Money
Normal trader: "Piyasa düşüyor, satmalı mıyım yoksa beklemeli miyim?"
Smart Money: "Piyasa yeterli likiditeyi topladı, stop-loss ve limit emirleri tetiklendi. Toplama için en uygun zaman bu."
Sonuç – Smart Money ile Hareket Etmeyi Öğrenin
Smart Money Concept’i anlamak, her fiyat hareketinin arkasındaki algoritmayı anlamaktır. BoS, ChoCh ve Order Block’u öğrendiğinizde piyasayı takip eden değil, büyük para akışıyla birlikte hareket eden biri olursunuz; ne zaman girip ne zaman bekleyeceğinizi bilirsiniz.
Kendinizi test edin: Bir düşüş mumu gördüğünüzde, Smart Money’nin sessizce topladığını fark ediyor musunuz, yoksa hâlâ topluluk duygularına mı tepki veriyorsunuz?
Piyasalar Neden Hareket Ediyor?Merhaba, bugün önemli bir soruyu inceleyeceğiz: “Piyasalar neden hareket ediyor?” Finans piyasaları duygusuz makineler değil, canlı bir varlık olarak insanların duygularını, inançlarını ve beklentilerini yansıtır. Her yükseliş veya düşüş, kitle psikolojisi, arz-talep dengesi ve bilgilerin nasıl fiyatlandığını anlatan bir hikaye taşır.
1. Arz – Talep: Piyasanın Ana Motoru
Fiyat hareketlerinin tümü, talep (alış gücü) ve arz (satış gücü) arasındaki dengesizlikten kaynaklanır. Talep arzı aşarsa fiyat yükselir; arz talebi aşarsa fiyat düşer. Finans piyasalarında arz-talep sabit sayılar değil, milyonlarca yatırımcının beklentileri ve algılarıdır. Küçük bir haber, örneğin faiz indirimi beklentisi veya siyasi gerilim, fiyatın güçlü hareket etmesine yol açabilir çünkü herkes aynı anda inancını değiştirir. Supply Zone ve Demand Zone bölgeleri, bu dengesizliğin izlerini saklar ve alıcı ile satıcı arasındaki kontrolü gösterir.
2. Kitle Psikolojisi ve Beklentiler: Trendin Yakıtı
Arz-talep motor ise, kitle psikolojisi yakıttır. Piyasalar gerçeklere değil, gerçeklerin beklentilerine tepki verir. Fiyat yükseldiğinde, kitle trendin devam edeceğine inanır → daha fazla alım → talep artar → fiyat daha da yükselir. Fiyat düştüğünde, korku hakim olur → satışlar artar → fiyat derin düşer. Bu tepki zinciri, kendini gerçekleştiren bir döngü yaratır ve trendlerin oluşmasına, beklentiler değiştiğinde sert düzeltmelere yol açar.
3. Fiyat Her Şeyi Yansıtır: Teknik Analizin Temeli
Dow teorisine göre: “Piyasalar her şeyi fiyatlar.” Tüm bilgiler, beklentiler ve duygular fiyatlara yansır. Haber açıklandığında, fiyat zaten çoğu beklentiyi önceden yansıtmıştır. Bu nedenle “iyi haber, fiyat düşer” mantıksız değildir; piyasanın önceki işlemlerini gösterir. Fiyat grafiği, kolektif psikolojinin haritasıdır – her mum, milyonlarca alış-satış, korku ve açgözlülük kararının sonucudur.
4. Arz-Talep, Psikoloji ve Bilgi Etkileşimi
Bu üç faktör sürekli birbirini etkiler:
Bilgi → psikolojiye etki eder → arz-talep değişir → fiyat hareket eder → teknik sinyal oluşturur → yeni katılımcılar çeker → döngü yeniden başlar. Bu, her zaman diliminde tekrarlanan bir duygu-hareket-tepki döngüsüdür.
5. Sonuç: Piyasa İnsanların Aynasıdır
Piyasalar veriler yüzünden değil, insanların verilere verdiği tepkiler yüzünden hareket eder. Her yükseliş, düşüş veya yatay hareket, duyguların, inançların ve beklentilerin izini taşır. Fiyatın “kitlelerin dili” olduğunu anladığınızda, sadece piyasayla işlem yapmaz, onunla iletişim kurarsınız.
Spot Altın - XAUUSD Teknik AnalizOns altın teknik grafiği incelendiğinde 1 saatlik zaman diliminde 1868$ seviyesi üzerinde alım baskısının artacağını söyleyebiliriz. Yukarı yönlü baskının devam etmesi durumundan ilk tepkinin 1876$ direncinde vermesini beklemekteyiz. Hafta başlangıcında ons 1862$ altında tekrardan alıcı bulmaya çalışırsa destek altında 1858$ seviyesini test etmesini bekleyebiliriz. Xauusd 1 saatlik teknik grafiğinde genel görünüm yükselişin devam etmesi yönünde.
XAUTRYGRGram Altın Fib seviyesinden dirençle karşılaşmış gibi görünüyor. Ons Altının da dirençten dönmesi ve Dolar TL'nin de ufak bir düzeltme yapacağını hesaba katarsak Gram Altında öncelikli olarak 630 daha sonrasında Ons ve Dolardaki duruma göre 595 seviyelerine kadar geri çekilme olabileceğini, fakat Dolar TL'nin ve Ons Altın'ın halen daha yönünün yukarı olduğunu düşünüyorum. Olası 630-595 seviyelerini alım fırsatı olarak değerlendireceğim.
XPTUSD Teknik AnalizPlatin 6 Ekimde 946$ dan yükselişe geçerek 1080$ seviyesine kadar yükselişini sürdürmeyi başardı. Düzeltme hareketinin 964$ desteğine kadar sürmesini beklemekteyiz. XPTUSD 4 saatlik zaman diliminde yeniden alım seviyesi 964-968 destekleri olmalıdır. Platin için genel talep %40 endüstriden sağlanmaktadır. Ülkelerin sanayi üretimlerinde kapasitelerini arttırması Platin içinde talebin katlanarak artacağı anlamına gelmektedir. Olası yükseliş hareketlerinde 1052$ direnci takip edilmelidir.
GRAM ALTIN XAUTRYGArkadaşlar gram altın fincan kulp formasyonu gözüküyor. Fibo çekildiğinde 0.382 bölgesinden yukarı hareketlendigini görüyoruz. Bu da kulp tanamlamaso demek oluyor. Kulp tamamlandiginda ilk hedefi 593TL Bu agustos baslari ortalari gibi olacaktir.
Buyuk hedef ise fincan derinligi kadar 680 TL civarinda olacak gibi. Bunun ise Eylül sonu gibi olmasi muhtemel..
Cizimim kendime ozgu olup egitim ve bilgilendirme amaclidir. Yatirim amacli degildir.. Begeni ve yorumlar için simdiden teşekkür ederim
BAKIR - YENİ ALTINI BULAN BULDU! BİZLER GEÇ Mİ KALDIK?*-*-* YTD *-*-* YATIRIM TAVSİYES DEĞİLDİR *-*-*
Değerli dostlar merhaba,
Bu yazımda size bir Emtia piyasasının yeni altınını; Bakır 'ı anlatacağım. Geleceğimizi iyi planlayalım.
Teknoloji hızla gelişmeye; 19. Yüzyılın başında Batılı bilim adamlarınca peş peşe yapılan icatlar ve buluşlar, arkasından gelen ve Osmanlı İmparatorluğunun ardından Cumhuriyetimizce de ıskalanan Sanayi Devrimi ile hızlandı. Özellikle 2. Dünya savaşından sonra Tarım ile sanayi entegrasyonunu müthiş bir planlama ile başaran ABD dünyaya hem teknoloji ihraç etmeye hem de GSMH'sini müthiş yükseltmeye başladı. Yıllar geçtikçe 1970'den sonra; Almanya ve Japonya soğuk savaşın nimetlerinden faydalanarak savunma harcamalarını dünya ölçeğinde minimize ederek sanayi ve teknolojide kimi yerde ABD'yi yakaladı kimi yerde önüne geçti. Almanya ve Japonya, özellikle stratejik disiplini ve maliyet odaklı uygulamalar ile, ismini hepimizin sayabileceği meşhur sanayi tesislerinden sıfır hata ürünler üretmeye ve dünyaya yaymaya başladılar. Heinkel, BMW gibi Alman Hava Kuvvetlerine 2. dünya savaşında savaş uçağı üreten fabrikalar savaşın bitmesi ve stratejik planlama ile bir anda dev kimya ve otomotiv devlerine dönüştü. Mitsubishi de ZERO avcı savaş uçakları ile pasifik okyanusunda cirit atarken şimdi otomotiv dünyasında önemli bir yere sahip bir marka! AR-GE ve stratejik planlama ile hepimizin kullandığı dizel araçların kullandığı (TDI, TDCI, CDI, CRDI, MultiJet gibi ismi değişse de tasarrufu ve gücü maksimum optimizasyonla tekerleklere veren) son dizel motor teknolojisi de Mitsubishi icadıdır.
Arka arkaya 2 büyük dünya savaşı yaşayan ülkeler 2 önemli şeyin farkına vardılar. Enerji ve Emtia!
Ukrayna bir zamanlar Sovyet dünyasının tahıl ambarı iken şu an Katar ve BAE çiftlikler kiralayarak ülkelerini besleme yolundalar. Ekvator kuşağındaki kauçuk ağaçlarının çoğu Fransız Dev Michelin tarafından satın alınmış durumda. Enerji için yapılan savaşları da hepimiz biliyoruz ki Coğrafya Kaderdir diye kısaca özetleyeceğimiz Orta Doğu'nun başına gelenleri anlatmama gerek yok.
Gelelim yazımızın konusu Bakır'a!
Bakır insanlık tarihinde ilk defa Neolitik çağda (İÖ. 8000) kullanılmıştır. Yumuşak bir metaldir. Şekil vermesi kolaydır. Günümüzde dünya tüketimi yıllık 13 milyon tonun üzerine çıkan bakır; demir ve alüminyumla birlikte en çok kullanılan metallerden biridir. Bugün dünyada üretilen bakırın önemli bir bölümü elektrik sanayisinde daha düşük oranda da inşaat, ulaşım, makine ve teçhizatında kullanılmaktadır. Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte bakırın yerine kullanılabilecek bir çok madde (alüminyum, plastik, fiber optik gibi malzemeler) ikame etse bile, bakıra duyulan ihtiyaç ve talepte hiçbir azalma olmamış, bilakis devamlı artma görülmüştür.
Endüstride bakırın vazgeçilmez olmasının nedeni, çok çeşitli özelliklere sahip olmasıdır. Bakırın en önemli özellikleri arasında yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, aşınmaya karşı direnci, çekilebilme, dövülebilme özelliği ve antikorozid özelliği sayılabilir. Ayrıca alaşımları çok çeşitli olup, endüstride değişik amaçlı kullanılmaktadır.
Sonuçta, ekonomik gelişmelere bağlı olarak hayat standardının sürekli yükseldiği günümüz dünyasında bakıra olan talebin devamlı olarak artacağı, bazı kullanım alanlarında ikame malzeme bulunsa bile bakırın güncelliğini daima muhafaza edeceği gerçeği yadsınamaz bir gerçektir.
Dünyada bilinen bakır rezervlerinin 60 yıl kadar talebi karşılayacak durumda olduğu tahmin edilmektedir. Dünya bakır üretiminin %75’i birincil kaynaklardan (bakır cevherlerinden) ve %25’i ise ikincil kaynaklardan (hurda, toz ve atık maddelerden) sağlanmaktadır.
Elektrikli motorlarda kullanılan bakır ile ilgili maliyet analizi yapan bir tez çalışması okumuştum. Motorun maliyetinin %1-2 si arasında olan bakır maliyeti şu anda %4 civarına çıkmaktadır. Dünya üzerinde Bakır'ın ikame edeceği iletken maddeler daha da pahalı hale gelmektedir. Sanayileşen ülkeler şu an teknoloji devrimini yaşamaktalar. Gelecekte, teknoloji şirketleri ile Devletler arasında çıkacak savaşı beraber izleyeceğiz. Hiç de uzak bir öngörü değil. Şu an vergi savaşları verilmekte. Bilgi güvenliği savaşları verilmekte. İrlanda'nın vergi cenneti olması ile çektiği uluslar arası yatırım çok ama çok fazla.
Peki gelecekte ne olacak?
Elektrikli motorların gelişmesi ve teknolojik gelişmeler bakır tüketimini azaltsa da; örneğin elektrikli motor için kullanılacak bakır miktarı; üretilecek motor sayısı ile tüketimin patlayacağı aşikardır. Xiaomi, Apple elektrikli otomobil üreteceğini açıkladı biliyorsunuz. Alman otomotiv devleri hali hazırda hazırlık içindeler. Toyota CEO'su teknoloji şirketlerini uyararak "Bir aracın arkasında 40 sene duramayacaksanız araba üretmeyin!" açıklamasını yaptı. Apple'ın eski telefon cihazlarına yazılım desteği vermemesi, bırakın desteği yeni yazılım ile batarya güçlerinin yazılım olarak zayıflatmasını unutmadı dünya. Yeni araçların tüketim hızı potansiyeli bakır tüketimini de tetikleyecektir.
Teknoloji Şirketlerinin yakında Bakır yataklarını satın alması, bakır işleme tesisleri kurması uzakta değil. Hali hazırda ÇİN'li üretim alt yapısını kullanan Teknoloji Şirketleri Emtia tedarik ve lojistiği için yeni zincirler kuracağını öngörmeliyiz. Bu konuda tedarik zinciri coinleri de unutmayalım aman. WTC ve VeChain lojistik zincir için çalışan kripto olarak verileri saklayan Çin kaynaklı kripto varlıklar.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) haziranda yayınladığı ‘Küresel EV (Electric Vehicle) Görünümü 2020’ raporu COVID-19 nedeniyle toplam araç satışlarının 2019’a göre yüzde 15 daralacağını fakat EV satışlarının genel olarak 2019 düzeylerinde kalacağını öngörüyor. Pandemide olası bir ikinci dalganın bu öngörüleri değiştirebileceğini belirten IEA, 2021 yılında küresel otomobil satışlarının yüzde 3’ünün EV satışlarından geleceğini tahmin ediyor. Şu anda küresel otomobil satışlarının sadece yüzde 2,6’sını oluşturan elektrikli araç (EV) satışlarının payının 2025’te yüzde 10’a, 2030’da yüzde 28’e ve 2040’ta yüzde 58’e ulaşması öngörülüyor. BloombergNEF tarafından mayısta yayınlanan 2020 Elektrikli Araç Görünüm Raporu’na göre 2022’ye gelindiğinde dünya üzerinde 500 farklı EV modeli olacak deniliyor.
Yukarıda demiştim, Elektrikli Motor maliyetinin %5'i Bakır'dır. Geri kalan maliyetin büyük kısmı ise Batarya grubudur. Biraz da bundan bahsedeyim.
Şu anda EV batarya üretiminde en yaygın olarak kullanılan bileşenler rapora göre nikel, kobalt, alüminyum oksit (NCA), niken manganez kobalt oksit (NMC), lityum demir fosfat (LFP) ve lityum- iyon batarya katotları (Li-ion). IEA raporunda 2019’da 19 bin ton olan kobalt talebinin 2030’a kadar yüzde 847 artarak 180 bin tona çıkabileceği belirtiliyor. Lityum talebinin ise 2019’daki 19 bin tondan 2030’da 185 bin tona yükselmesi bekleniyor (yüzde 988 artış). Manganeze olan talep aynı dönemde 22 bin tondan 177 bin tona ulaşabilir (yüzde 704 artış). Nikel için öngörülen ise talebin 65 bin tondan yüzde 1.323 artışla 925 bin tona yükselmesi. Lityum-ion bataryalarda kullanılan katot pazarının 2018 yılında 7 milyar dolar büyüklüğe sahip olduğu belirtilirken, pazarın 2024’te ulaşması öngörülen büyüklük 58,5 milyar dolar.
Uzun lafın kısası, Bakır grafikte görüleceği üzere mavi çizgi çelik ve turuncu çizgi platin'den daha fazla artış gösterdi 6 ay içinde. Bu artışın daha da artacağından şüphem yok. Yukarı paragrafta yazılı diğer emtialarda da pazar büyüyecek. FX piaysalarında işlem yapanlar zaten farkında ama sizler eğer uzun vadeli yatırım düşünüyorsanız bu emtiaları sakın ama sakın ıskalamayın! Ülkemiz paçasından tuttuğu elektrikli araç üretimi işini, yapılan projeksiyona uygun hareket edilirse, yakasından tutmuş olacak. Ülkemizin Bakır üretimi, tüketimimizin %20'sini karşılamakta. Umalım da ülkemiz kendi lojistik zincirini güvenle kursun ve yönetsin. Gelecek kötü geliyor hazır olmamız gerekiyor.
Yoksa bu emtia bizi arkasından baktırmaya devam edecek!
SSS
*-*-* YTD *-*-* YATIRIM TAVSİYES DEĞİLDİR *-*-*






















