US10Y Tahvil Getirilerinde Yön Değil Sınırlar Konuşacak 2026’nın ilk çeyreğini geride bırakırken ABD 10 yıllık tahvil faizini tek başına okumak yanıltıcı olur. Daha önce paylaştığım DXY, EURUSD, SP500, Nasdaq100, BTC ve altın analizleriyle birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan tablo şöyle: 2026’yı doğrudan bir kriz yılı olarak değil, sistemin zorlanmaya başladığı bir geçiş süreci olarak okumayı daha doğru buluyorum.
Dolar tarafında 104 civarına yönelen bir DXY beklentim var. Bu hareketi klasik anlamda bir dolar rallisi olarak değil, ABD varlıklarına olan ilginin tamamen kaybolmadığı bir denge arayışı olarak görüyorum. EURUSD tarafındaki zayıflık da bu tabloyu destekliyor. Ancak bu güç, agresif bir faiz yükselişini tetikleyecek türden değil.
Bu noktada US10Y için ana tezim: 2026’da mesele yön değil, sınırların korunmasıdır.
Üst banda baktığımda %4.74 seviyesi ana referansım. %5 psikolojik seviyesinin üzerine ataklar teorik olarak mümkün olsa da bunu çok düşük ihtimal olarak değerlendiriyorum. Böyle bir senaryoda kalıcılık beklemem; aksine bu bölgeyi stres ve aşırı fiyatlama alanı olarak görürüm.
Alt banda geldiğimizde ise %3.86 seviyesi ana destek bölgesi. Daha aşağıda %3.60 ve özellikle %3.25 seviyeleri teknik olarak mümkün görünse de bunları çok düşük ihtimal olarak değerlendiriyorum. Bu tarz geri çekilmeler, ancak büyümede sert bir kırılma ile mümkün olur ve bu durumda dahi kalıcı olmaktan ziyade tepki alımıyla karşılaşacak bölgeler olarak çalışır.
Bu yapı bana şunu söylüyor: US10Y için 2026 ana oyun alanı %3.85 – %4.75 bandıdır.
Makro tarafta bunun arkasındaki mekanizma da net. ABD tarafında enflasyon tamamen çözülmüş değil ancak kontrol dışına da çıkmış değil. Aynı zamanda borç dinamikleri ve finansman maliyetleri göz önüne alındığında, faizlerin kontrolsüz şekilde yukarı gitmesi sistem tarafından tolere edilebilir değil. Bu nedenle piyasa ve politika yapıcılar birlikte hareket ederek faizleri belirli bir bant içinde tutmaya çalışacaktır.
Fed tarafında ise yılın ilk yarısında bekle-gör yaklaşımı, ikinci yarısında ise sınırlı faiz indirimleri (50–75 baz puan) olası görünüyor. Ancak burada kritik nokta şu: Bu indirimler bir rahatlama döngüsünün başlangıcı değil, sistemin zorlanmaya başladığının ilk sinyali olacaktır. Bu nedenle kısa vadeli faizlerde geri çekilme görsek bile, uzun vadeli faizlerde (US10Y) sert ve kalıcı bir düşüş beklemiyorum.
Özetle:
2026’da faizlerin düşmemesi bir güç göstergesi değil, yükselmemesi ise risk olmadığı anlamına gelmez.
Aksine, bana göre 2026 yılı: faizlerin değil, riskin bastırıldığı bir yıl olacak. Asıl hikaye ise büyük ihtimalle 2027’de yazılacak.
*İçerik, genel piyasa değerlendirmesi olup herhangi bir finansal enstrüman için alım-satım önerisi niteliği taşımaz.
