Teknik Analiz Harici
Cfx alt banttan tepki alıp kanal içinde kalabilecek mi?Cfx 27 direncini kıramadı 27 üzerindeki liqiudity i temizleyerek sert bir düşüş yaşadı paralel bir yükselen kanalın alt bandına yaklaştı kanalın altı kapanışlar tehlikeli olabilir düşüşü dahada derinleştirebilir Buda kanal boyu yüksekliğinde bir düşüşe sebep olabilir
BTCQm yapısı olma olasılığı yüksek daha yapı tamamlanmadı dönüş noktası fibo noktalarından aranabilir. Qm 3 ten 4 e yükselişteki hacim yoğunluğu fibo 0,618 noktasında bu bölge takip edilebilir. Dün altın hareketlenmesi ve btc düşmesi aralarındaki orantıyı yine gösteriyor. Yatırım tavsiyesi değildir.
Ethereum MVRV metriği 7 Yıllık Trendi Kıracak Mı?Ethereum MVRV metriği 2018'den bu yana devam eden düşen trendi kırabilecek mi?
Bu sorunun yanıtını zaman gösterecek, ama ETH bu düşen trendi (kırmızı) kırmaya oldukça yakın. Çünkü 2018'den bu yana ilk kez kurumsallar Ether'in arkasında. Son günlerde yaşanan fiyat hareketinin ardında Spot Ethereum ETF'lerine olan girişler olduğunu biliyoruz.
İşte bu kurumsal taleple birlikte son haftalarda ETH %184'e varan bir artış yaşadı.
Ne büyük tesadüftür ki Ether MVRV skoru yıllardır takip ettiğim dirence (kırmızı) geldiğinde ETH'de bir satıcı baskısı (kar realizasyonu) görmeye başladık. Ancak bu satış baskısına rağmen ETH MVRV SMA365 (beyaz) üzerinde kalabildiği sürece yükselen trendin devam etmesini bekleyebiliriz.
✅Sonuç
Bu defa Ether yükselişinin altında sağlam sebepler var.
1. Spot ETF girişleri
2. Kurumsal alımlar
3. Yeni yatırımcı (yeni adres sayısı 4 günde %61 arttı)
Spot ETF girişleri, kurumsal alımlar ve yeniden artan retail ilgilisi ile birlikte Ethereum (bence) 7 yıldır devam eden bu düşen trendi bu defa kırabilir. ETH MVRV metriğinde düşen trend kırılımı gerçekleştiğinde ilk benden duyacaksınız (alarm aktif).
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Jeopolitik Gerilimler Brezilya Piyasa Ufkunu mu Kararttı?Brezilya’nın gösterge borsa endeksi Bovespa, beklenmedik bir kaynaktan gelen zorluklarla karşı karşıya: ABD ile artan jeopolitik gerilimler. ABD yönetiminin, eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’ya yönelik devam eden yargı sürecini gerekçe göstererek Brezilya ithalatının büyük çoğunluğuna %50 oranında yüksek gümrük vergisi uygulama kararı, ciddi belirsizlik yaratmıştır. ABD, bu adımı “insan hakları ihlalleri” ve Brezilya yargısında hukukun üstünlüğüne yönelik ihlaller olarak nitelendiriyor. Bu durum, ekonomik politikayı iç siyasi meselelerle iç içe geçirerek geleneksel ticari anlaşmazlıklardan ayrılıyor. Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, bu müdahaleyi kararlılıkla reddederek Brezilya’nın egemenliğini ve ticaret konusunda müzakereye açık olduğunu, ancak yargı bağımsızlığına karışılmasına izin vermeyeceğini vurgulamıştır.
Bu gümrük vergilerinin ekonomik etkileri çok yönlüdür. Sivil havacılık, enerji, portakal suyu ve rafine bakır gibi bazı sektörler muaf tutulsa da, sığır eti ve kahve gibi kritik ihracat ürünleri %50’lik vergiyle karşı karşıyadır. Brezilyalı et üreticileri 1 milyar doların üzerinde kayıp beklerken, kahve ihracatçıları da önemli ekonomik etkiler öngörmektedir. Goldman Sachs, ABD’ye yapılan toplam Brezilya ihracatı üzerindeki etkili vergi oranını %30,8 olarak tahmin etmektedir. Doğrudan ticaretin ötesinde, bu anlaşmazlık yatırımcı güvenini zedelemektedir, özellikle ABD’nin Brezilya ile halihazırda bir ticaret fazlasına sahip olduğu dikkate alındığında. Brezilya’nın misilleme tehdidi, ekonomik istikrarsızlığı daha da artırabilir ve Bovespa üzerinde ek baskı yaratabilir.
Anlaşmazlık, teknoloji ve yüksek teknoloji alanlarına da uzanarak karmaşıklığı artırmaktadır. ABD’nin, Bolsonaro’nun yargılanmasından sorumlu olan Brezilya Yüksek Mahkemesi Yargıcı Alexandre de Moraes’e uyguladığı yaptırımlar, onun X ve Rumble gibi sosyal medya şirketlerine karşı dezenformasyon gerekçesiyle aldığı kararlarla doğrudan bağlantılıdır. Bu durum, dijital politikalar ve ifade özgürlüğüyle ilgili endişeleri artırmaktadır. Bazı analistler, büyük ABD teknoloji firmalarının düzenlenmesini, ekonomik önemleri nedeniyle bir ticaret meselesi olarak değerlendirmektedir. Ayrıca, Embraer gibi havacılık firmaları muaf tutulsa da, Yüksek teknoloji sektörleri ve fikri mülkiyet korumasına ilişkin geçmiş endişeler, yatırım ortamında temkinli bir havaya yol açmaktadır. Bu iç içe geçmiş jeopolitik, ekonomik ve teknolojik faktörler, Bovespa Endeksi için dalgalı bir görünüm ortaya koymaktadır.
Nissan’ın Geleceği Sönüyor mu, Yoksa İleriye mi Gidiyor?Bir zamanlar küresel otomotiv sektörünün devlerinden biri olan Nissan Motor Company, karmaşık bir süreçten geçiyor. 30 Temmuz 2025’te Rusya’nın Kamçatka Yarımadası açıklarında meydana gelen 8.8 büyüklüğündeki güçlü deprem, Pasifik genelinde tsunami uyarılarını tetikledi. Bu sismik olay, Nissan’ın Japonya’daki bazı fabrikalarında operasyonlarını askıya almasına yol açtı ve çalışanların güvenliği öncelik haline getirildi. Gerekli bir önlem olsa da, bu tür aksaklıklar küresel tedarik zincirlerinin ve üretimin kırılganlığını gözler önüne seriyor; üretim hedeflerini ve teslimat takvimlerini etkileyebilir. Bu anlık tepki, Nissan’ın ekonomik, jeopolitik ve teknolojik zorluklarla mücadele ettiği bir dönemde gerçekleşti.
Doğal afetlerin ötesinde, Nissan ciddi finansal ve pazar payı sorunlarıyla karşı karşıya. 2023 mali yılında faaliyet kârı ve net geliri artmış olsa da, küresel satış hacmi 3.44 milyon araçta sabit kalarak pazar rekabetinin yoğunlaştığını gösteriyor. 2024 mali yılı için gelirlerde düşüş öngörülüyor ve ABD’de 2025’in ilk çeyreğinde satışlar yıllık bazda %8 geriledi. Enflasyon, dalgalı döviz kurları ve kullanılmış araç değerlerindeki düşüşten kaynaklanan milyarlarca dolarlık kiralama zararı, kârlılığı olumsuz etkiledi. Özellikle ABD’nin Japon otomobil ihracatına uygulamayı planladığı %24’lük gümrük vergisi, Nissan’ın kritik Kuzey Amerika pazarını tehdit ediyor.
Nissan’ın mücadeleleri teknoloji ve inovasyon stratejisine de yansıyor. 10.000’den fazla aktif patentten oluşan etkileyici bir portföye sahip olmasına rağmen, şirket elektrikli araç (EV) adaptasyonunda geri kalmakla ve teknolojik durgunlukla eleştiriliyor. Yeni EV modellerinin yavaş piyasaya sürülmesi ve hibrit araç pazarında belirgin bir varlık gösterememesi, rakiplerin önemli bir avantaj elde etmesine olanak tanıdı. Ayrıca, çoklu siber güvenlik ihlalleri nedeniyle müşteri ve çalışan verilerinin güvenliği zedelendi; bu da hem itibar kaybına hem de düzeltme maliyetlerine yol açtı. Carlos Ghosn skandalının devam eden etkileri, yönetim istikrarsızlığı ve Temmuz 2025’te motor arızaları nedeniyle 480.000’den fazla aracın geri çağrılması gibi içsel sorunlar, yatırımcı güvenini ve marka itibarını daha da aşındırdı. Nissan, bu çok yönlü baskılar arasında rekabet gücünü yeniden kazanmak için zorlu bir yolculukla karşı karşıya.
Fed faiz indirimi tartışmalarında son gelişmelerFed'in bu hafta faiz indirimi yapması beklenmiyor, ancak bu FOMC toplantısı yine de çok ilginç geçecek.
Powell, gümrük vergilerinin enflasyon üzerindeki etkisinin sınırlı olduğunu gerekçe göstererek faiz indirimi çağrısı yapan yönetim kurulu üyeleri Waller ve Bowman'ın artan baskısına yanıt vermek zorunda kalacak.
Yine de Powell, FOMC'deki 12 oydan sadece biri ve faiz indirimi için daha geniş bir destek olduğuna dair pek bir işaret yok.
İşgücü piyasasının istikrarlı olması ve gümrük vergilerinin enflasyona yol açtığına dair ilk işaretlerin görülmesi nedeniyle Fed'in faizleri sabit tutması için nedenleri var. Faiz kararı Çarşamba günü saat 14:00'te açıklanacak ve ardından saat 14:30'da Powell'ın basın toplantısı yapılacak.
Bu karar, son haftalarda Powell'ın liderliğine yönelik saldırılarını yenileyerek hayal kırıklığını artıran Başkan Trump ile Fed arasındaki uçurumu daha da genişletecektir.
Gerilim uluslararası dikkatleri üzerine çekmiştir. Pazartesi günü IMF, küresel finansal istikrara tehdit oluşturabilecek merkez bankalarına yönelik siyasi müdahale konusunda bir uyarı yayınladı.
Qualcomm: Akıllı Telefon Pazarının Ötesinde mi?Qualcomm (NASDAQ:QCOM), akıllı telefon pazarındaki zorluklara ve jeopolitik belirsizliklere rağmen sağlam durarak dinamik bir ortamda ilerliyor. Bernstein SocGen Group, yakın zamanda Qualcomm için "üstün performans" (Outperform) notunu teyit ederek hisse başına 185,00 dolarlık hedef fiyat belirledi. Bu güven, şirketin son bir yılda %16’lık gelir artışı ve güçlü likidite pozisyonu gibi sağlam finansal yapısından kaynaklanıyor. ABD’nin Section 232 tarifeleri ve Apple’ın katkısının azalmasıyla ilgili endişeler devam etse de, otomotiv ve Nesnelerin İnterneti (IoT) gibi hızla büyüyen yeni pazarlara yönelik stratejik çeşitlendirme önemli bir değer vadediyor. Qualcomm’un şu anda S&P 500 ve Philadelphia Yarı İletken Endeksi (SOX) ile karşılaştırıldığında düşük bir değerle işlem görmesi, seçici yatırımcılar için çekici bir fırsat sunuyor.
Qualcomm’un teknolojik gücü, yalnızca kablosuz çip üretiminin ötesine uzanan uzun vadeli bir büyüme hikayesini destekliyor. Şirket, Qualcomm Yapay Zeka Motoru (Qualcomm AI Engine) ile cihaz içi yapay zeka uygulamalarına güçlü bir şekilde yatırım yaparak, farklı cihazlarda enerji verimli, gizliliğe duyarlı ve düşük gecikmeli yapay zeka çözümleri sunuyor. Snapdragon platformları, akıllı telefonlardan bilgisayarlara ve büyüyen otomotiv sektörüne kadar ileri seviye özellikleri destekliyor. Ayrıca Qualcomm, Alphawave IP Group’un satın alınmasıyla veri merkezi pazarına adım atarak yapay zeka kapasitesini ve yüksek hızlı bağlantı çözümlerini genişletiyor. Bu stratejik hamleler, Qualcomm’u yüksek teknoloji alanında öncü bir konuma taşıyor ve akıllı, bağlantılı deneyimlere yönelik küresel talebi karşılıyor.
Şirketin 160.000’den fazla patenti içeren geniş portföyü, önemli bir rekabet avantajı sağlıyor. Qualcomm’un Standart Temel Patent (SEP) lisanslama programı, ciddi bir gelir kaynağı oluştururken, 3G’den 5G’ye kadar kablosuz iletişim standartlarındaki etkisini güçlendiriyor. Apple gibi büyük bir müşteriye olan bağımlılığı azaltmaya yönelik bilinçli stratejisiyle birleşen bu fikri mülkiyet liderliği, Qualcomm’un yeni gelir kaynaklarına yönelmesini sağlıyor. Şirket, 2029 yılına kadar gelirlerinin %50’sini akıllı telefon dışı sektörlerden elde etmeyi hedefliyor. Bu strateji, pazar risklerini azaltırken Qualcomm’u çeşitlendirilmiş bir teknoloji lideri olarak konumlandırıyor. Agresif büyüme yaklaşımı ve temettü politikasına bağlılığı, bu yarı iletken devinin uzun vadeli güçlü duruşunu yansıtıyor.






















